NeHir's profileİslamİyet GÜneŞ Gİbİdİr ...BlogGuestbookNetwork Tools Help

Blog


    KALK AYAGA !

     

    Kiyaminla kiyametini baslatiyorsun. Kalk ayaga. Kibleye yonel. Tekbir getir. "Allahuekber. ." Ayagina takilan, yolunu kesen, emellerini yok eden, hayallerini engelleyen ne varsa, hepsinden daha buyuktur O. Ayagina takilani kaldiracak inceligi, emellerini gerceklestirecek sefkati, seni hayallerine eristirecek gucu O'nun buyuklugunde bulacaksin. Bunu bilerek, teslim ol Rabbine, kaygilarini ve korkularini rahmetinin kucagina birak usulca. Kaldir ellerini ve bir gun nasilsa huzurunda hareketsiz kalacak bu bedeni, butun hucreleriyle O'na teslim et. Ayaga kalk ve "buradayim ey Rabbim" de. "Evinden kacan kulun, yuvadan ucan kolen yine Sana geldi. Buradayim! Geldim! Huzurundayim!"


    Elini baglamakla kotulukten cekiliyorsun. Dunya telasinin nabizlarini ne kadar da kuvvetli aliyorsun. Oyle bir ruya ki dunya, icinde uykunu da uyanikligini da kaybetmissin, uyanmaktan korkuyorsun. Ruyasinda gordugu ruyayi anlatan adam gibi, kendini uyanik sandigin yerde uykunun en derin yerindesin. Kendini burada kalmaya razi etmissin, simdiye razi olmussun. Otesine gonlun de gozun de kapali.


    Iste simdi, dunya telasini ellerinle geriye atip tekbir getiriyorsun. Buyuk bildiklerinden de buyuk olanin huzurunda kaygilarini kucultuyorsun, telaslarini durultuyorsun, korkularini dagitiyorsun. Sag elini sol elinin uzerine koyup serden el cekip hayra uzaniyorsun, yokluktan yuz cevirip varligin kalbine akiyorsun. Varligin gogsunde ciliz bir nefes kadar hafifliyor, sadelesiyorsun.
    "Subhaneke" fisiltisinda, sonsuz gurultuler ortasinda, bitmez telaslar arasinda, meyvesiz kosturmalar sonrasinda Seni isiten, en ince sizilarina, en gizli arzularina kulak veren Rabbinle tanisiyorsun.



    Egilmekle dogrultuyorsun kendini. Rukularinda koca bir dunyanin yukunu atiyorsun omuzlarindan. Azim olan Rabbinin huzurunda egilip baskalarina izzetini ilan ediyorsun. "Subhane Rabbiye'l-Azim." Bedenin egiliyor; ruhun dogruluyor. Basin alcaliyor; kalbin duruluyor. Yuzun yere donuyor; alnina rahmet dokunuyor. Yalnizlasiyorsun rukûda; telaslarda unuttugun, dunya colunde kaybettigin kendini yeniden buluyorsun.
    Tutup dizlerinden kendini kendine dogru cekiyorsun. Kendine gelmek icin kendinden geciyorsun.

    Oturmakla hayatin kalbinde yer tutuyorsun. Tahiyyata otur simdi ve gozlerini ellerine kilitle. Diri olan her seyin selamini soylerken dirileri diriltene, oluleri diriltene don, ellerini eline vereni bil.
    Ellerinin ne kadar da kucuk kaldigini hatirla hirslarin karsisinda. Elinde kalanlarin seni avutamayacagini anla. Sahiplendiklerinin hepsi avuclarinin icinde ama avucun bos olacak bir gun.
    Biriktirdiklerinin hepsi simdi yaninda ama avucun bosalacak bir gunun aksaminda.

    Secde ederek basini goge agdiriyorsun. Yuzunu topraga sur simdi. Evine don. Silana kos. "Subhane Rabbiye'l-A'la." Basini yere koyarak sifirla kendini. Rabbine de ki: "Sen varsin. Sen a'lasin. Eksiklikten uzaksin, noksanliktan muallasin, kusurdan mukaddessin. Kusur bende. Benden yana eksiklik. Bende sakli acizlik. Bende bekler fakirlik. Yalniz Sana muhtac olma zenginligimdir secdem. Yalniz Sana kul olma serefimdir secdem." Secdeler ruhunun saltanatidir. Varligini huzurunda hicledigin andir secden. Rabbinin sahdamari yakinligindan kalbine yakinliklar emdigin yerdir secde. Ruhunun mustular buldugu demdir. Miracinin 'kab-i kavseyn'idir secde. Seni beni aradan cikardigin yerdir secde. De ki: "Dedigini yapiyorum, secde edip yaklasiyorum. Sana yaklasiyorum. Tum uzakliklari uzaklara birakiyorum. Tum aldanislari tuzaklarda birakiyorum."


    De ki: "Yuzumde secdelerimin izini birak ey Rabbim. Alnima rahmetinin nefhasini birak ey Rabbim. Kalbime En Sevgili'nin askini birak ey Rabbim. Secdemden dirilt beni. Secdemde oldur beni. Secdemde durult beni. Secdemde dogrult beni."

    Tenini kalbine bitistiriyor her namaz. Ve sabah gelince yeniden, tenine dokunur otelerin hulyasi. Gogsune deger bin Isa nefhasi. Yusuf kokulu gomlekler sarilir tenine. Musa gibi ellerini gogsunden cikarirsin. Uzakta bir ates gormussun gibi kivilcimlanir gokler. Yeniden dirilir gibisin.
    Unuttugunu da unuttugunu hatirlarsin yastiginin kuytusunda. Ruyalardan donersin. Yeniden yuklenirsin hicranlari. Biriktirmeye baslarsin yeniden. Cogaltmaya ayarlarsin kendini yine. Lakin, hala yirtiktir hayatin cepleri.
    Ayaklarinin ucuna dokuluyor zamanin parcalari. Bir secdenin pinarinda sonduruyorsun kalbinin yanginlarini.

    Senai DEMİRCİ

    Dün Öldü, Bugün Can Veriyor, Yarın ise henüz Doğmadı !

     

     

    Dün Öldü, Bugün Can Veriyor, Yarın ise henüz Doğmadı !

    Hayat , nedir acaba? Sadece doğmak ve nefes almak mı? Hiç düşünmeden gelmişiz gideceğiz deyip tüm nimetleri düşünmeden ayrımsız kabullenmek mi? Hani derler ya “üzümünü ye bağını sorma “ misali sadece üzüme mi aldanıyoruz.

    Her başlangıcın bir sonu mutlaka vardır. Demek ki aldandığımız ve Ahiretimizi feda ettiğimiz dünyanın da bir sonu mutlaka olur. Ama insana yarınlar hiç bitmiyor gibi geliyor. Kendisini Çınar ağacı falan mı sanıyor ki?
    Ama çınar ağacıda asırlar geçse de bir gün kuruyacak. Demek ki her şeyin bir sonu var. Peki sonsuz olan nedir?
    Her son bir başlangıç derler. Bunun başlangıcı neresi. Çocuğun doğması mı? Yada vadesi gelince canlının hayata veda etmesi mi?

    İnsan tek düşünebilen canlı ve uygulayan. Fakat uygulayan derken Rabbim izin vermese kılını bile kıpırdatamaz. Binlerce şükür ki Rabbimizin kulu olduğumuzu biliyoruz. Tabi ne kadar kulluk yapıyoruz meçhul? Rabbim bizi o kadar seviyor ki “siz niyet edin yapamasanız da güzel niyetiniz için sevap yazarım diyor. Fakat kötü düşündüğünüz uygulamaya geçmediniz günah yazmam diyor”

     

     Ya Rabbim bizi bu kadar düşünürken biz seni düşünebiliyormuyuz ?
    Hangimizin gözü seni hatırladığı için akıyor , hangimizin yüreği seni anınca cız ediyor. Hangimiz elini bir ateşe değdiriyor.
    Cehennem ateşeni tatmak istiyor. Olmuyor Rabbim Olmuyor. Cennetini biliyoruz. Ama gayretimiz yok.
    Aklımız yarınlarda , yarınlarımız bitmiyor. Güzel yüzler solmaz gibi geliyor, ceylan gözler akmaz gibi geliyor. Toprağın altını düşünen yok. Yakınımız ebedi aleme göçer mazeret hazır. Hastaydı Allah kurtardı. Ama demiyoruz ki vakit geldi.
    Bize gelmeyecek mi bu sıra ? Gelecek ama bu gaflet uykusu niye? Uyan ey Gözlerim uyan……… gafletten uyan.

    İnsanoğlu yitirdikten sonra değerini anlar elindeki varlıkların. Pişman olur döner özrünü diler. İyide bildiğimiz kadarı ile . Dönüşü yok ki. Sevdiğimiz ve sevmediğimiz ebedi aleme göçen kimseden haber yok. Kilo metrelerce öteye çok özlemişsek koşup gidiyoruz en azından bir sesini duyuyoruz. Ama toprak altından ses yok işte. Çok özledim ama sadece göz yaşı ve dua edebiliyorum. Rabbim duamı bağışladığı gibi özlediğimi de bildirir değil mi? Ben görmeden sevdim Peygamber Efendimizi ve çok özlüyorum. Eğer bir imkan olsa bu dünyada neler yapıldığını sorsam.
    O Yüce insana nasıl acımasızca acı verildiğini ve imanını sorsam. Bilirim bana Sünneti seniyelerini bıraktı ümmetim ol diye ama……

    Dünler öldü . bugün de bitti ama yarınlarımız dün olmaz inşallah. Eğer yarınları da dün edersek vay halimize .
    Gözler kör, Kalpler kirli, kulaklar tıkandı, eller duaya kapalı Ya Rabbim bizi affet bilirim yüzümüz yok huzuruna çıkmaya ama Senden geldik sana döneceğiz. Kimse derdimize derman olmaz. Rabbim seni bildim. Ben beni düşünmesem de beni düşünensin. Bizleri huzuruna kabul eyle Rabbim. Belki temiz olmasa da gözyaşları ile temizleyerek gelmeye çalışacağız kalbimizi…….